Halı Alırken Akustik Özellikler – Modern mi? Klasik mi ?

Halılar bazı akustik özelliklere sahiptir, çünkü sesleri emerler. Böylelikle ev ya da ofisinizdeki ortamın kalitesini yükseltir. Genel olarak çocuklu ailelerin dertleri, çocukların yaptığı gürültüden şikayetçi komşulardır. Her ne kadar günümüzde yalıtımlı evler yapılsa da çocukları durduramayabiliyor. Halı bunun için ideal bir yalıtıcı olmasada faydasını illaki göreceksiniz.

Akustik özelliğe sahip halılar ayak seslrini engellemekte çok başarılı olmasa da ortam seslerini yalıtabilirler.

Günümüzde artan ses kirliliği (taşıt sesleri, ağır iş makinelerinin sesleri, faks makine sesleri, klima sesleri gibi rahatsız edici sesleri göz önüne alırsak, halının bu akustik özellikleri halı  seçiminde önemli rol oynar.

Halı seçiminde bir başka önemli konu da seçeceğiniz halının modern görünümlü mü yoksa klasik görünümlü mü olacağıdır.

Eğer halıyı koyacağınız oda antika eşya ve biblolar ile doluysa, elbette ki klasik halıyı seçeceksiniz. Bütçenize göre yün el halısını seçmeniz tavsiye edilir.

Halı seçiminde önemli öneme sahip olan renk, burada da önemlidir. Halının etrafına koyacağınız sehpa, masa, kolduk, sandalye, biblo gibi eşyalar ve onların renkleri halı seçiminde çok önemlidir. Atmosferi yaratan büyük ölçüde halı (carpet)tır. Uyumsuz objeler kullanılması carpet yaratacağı atmosferi bozacaktır.

Halıda ve eşyalarda ki açık renkler, odayı daha geniş bir havaya sokarken, koyu renkler odanın havasını daha dar ama sıcak bir atmosfere sokacaktır.

BEYAZ EŞYA SERVİSİ GAZİANTEP YETKİLİ SERVİS

www.beyazesyayetkiliservisi.com
Her geçen yıl en çok konuşulan ürünlerin görücüye çıktığı
Consumer,Electronics Show kısa adıyla CES 2014’ten
edindigimiz haberlerle bu yılın merak edilen ve heyecanınızı artıran
teknolojilerine göz  atalım. Gaziantep’te gerçekleşen tüketicilere ve üreticilere yönelik bu meşhur beyaz eşya fuarında
sogutabilen buzdolaplarından tam kurutmalı  çamaşır makinalarına kadar
farklı kulvarlardan beyaz eşyalar boy gösterdi.
Yılın ilk haftalarında gerçekleşen fuarda Gaziantep Arçelik Servisi, sene
boyu teknoloji devi olarak yer aldı.
Bu günlerde en çok konuşulan teknoloji,
Biz ‘‘Gaziantep Yetkili Servis” Olarak her tasarım beyaz eşyalarda, Bosch markalarının en cok kullanıldıgı görüldü.Henüz
fuarın ikinci gününde görkemli bir şovla
Gaziantep Bosch Servisi yeni tasarım beyaz eşyalarını sunuma cıkardı.
Gaziantep Vestel servisi teknolojisiyle yarattığı daha
çeşitli beyaz eşyalar ile bu kulvara girdiğini
gösterdi.  Buna göre 2015’ün
sonlarına doğru beyaz eşyalara kurutucular entegre
edilmiş  ve satışa sunulmuştur.Gaziantep Beko Servisi
hazırladıgı beyaz eşyalarda benzer fonksiyonlar sunarken Gaziantep Bosch Yetkili servis bünyesine katılan yeni kataloglar ve cihazlar
sagladıgı tam donanımıyla biliniyor.

Kardeş payı 6. bölüm izle

Kardeş payı dizisi Gondry de “Sil Baştan”da başvuruyordu), kimi sonsuz ayna ve labirent imgeleriyle görsel anlamda oynaması, “Başlangıç”ı son derece ilginç bir sinemasal deneyime dönüştürüyor. Kimin kimin düşünün içinde kaybolduğunu kestirmenin hayli zor olduğu bu ‘akıl turu’, taşıdığı ihtişam ve barındırdığı bazı özgün fikir ve imgeler dışında bir kalıcılık sağlayamıyor. Nolan’ın düşlerimizdeki maceralarımıza epey kafa yorduğu belli, uyanmamızı tetikleyen öğelerden ‘belirtili nesne’sine kadar… Ama yönetmenin onun ‘ötesine’ geçemiyor. “Kardeş payı izle” sizleri güldürmeye devam ediyor.
Bir yandan Cobb’u insanların zihninde cirit atarken görürken, diğer yandan da bizler kahramanımızın bilinçaltında (hatta vicdanında diyelim) dolaşıyoruz. Ariadne (Page) gibi davetsiz misafirlerin de girebildiği bu dehlizde Cobb ölen karısı Mal’i (Cotillard) gizliyor.
Eğer bu bir kara filmse, femme fatale’i Mal. Ve Nolan bize Mal’i finalde Cobb’un zihnindeki gizli çekmecenin anahtarı olarak sunuyor. Kardeş pay 6. bölüm izle 27 mart seçim öncesi sizlere güzel bir dizi keyfi sunacaktır.“Akıl Defteri”nde Leonard, Natalie’ye “Gözünü  kapattığında dünyanın yok olacak hali yok ya, değil mi?” diye soruyordu. Gerçekten de, “Başlangıç”ta gözünü kapatan hiç kimsenin dünyası yok olmuyor, ama en deforme haliyle başka bir dünyanın kapıları açılıyor. kardeş payı izle kitlesi gittikçe artmaktadır.

Ve ne yalan söylemeli, insan hayal bile edemiyor, bu öyküyü Charlie Kaufman’ın senaryosuyla Michel Gondry çekseydi, nasıl bir sinemasal mimari (veya fantezi) çıkardı…

Kardeş payı

Kardeş payı 6. bölüm izle

Çocuğunu Seven bir anne-babanın ‘kıyamet’idir onu kaybetmek. Sonrasında yaşam var mıdır, “kardeş payı izle yok” mudur tahayyül bile edilemez… Evlat acısının yeryüzünde gerçek bir tarifi yoktur sanırım. Çünkü yıkıntının sebebi sadece ona duyulan sevgi değildir bence… Her çocuk bir ‘ümit’tir. Hayata ‘süreklilik’ getirir, onu kutsar. Çocuğunuz bir tohum gibi ona ihtiyaçlarını verdikçe giderek olgunlaşacak, büyüyecek, kardeş payı yetişkin bir insan olacaktır. Anne babanın ümidi onun kendilerini seven, hayırlı bir evlat olmasının dışında, gidişatı değiştirebilecek ‘özel’ bir insan olmasıdır. Dolayısıyla onun gidişi büyük bir yıkımdır, çünkü yaşamasına, hiçbir şeyi değiştirmesine fırsatı kalmamıştır… Onu hayata getirenler için bir tükeniştir. Artık hayatta kalmak eskiye göre daha zordur… Becca bahçesine küçük bir fidan diker ve kardeş payı izle ona sevgiyle bakar filmin henüz başında. Sonra bir komşu gelir, niyeti onları akşam yemeğine çağırmak olsa bile, konuşurken, özensizce bastığı yerde o küçük fidanı ezer. Hayat da böyle bir şeydir işte… Sen istediğin kadar duyarlı yaşa, biri sana istemeden bile olsa zarar verebiliyor. Becca ve kocasının da hayatı sekiz ay önce kaymış. Dört yaşındaki biricik oğulları evlerinin bahçesinde oynarken köpekleri caddeye fırlamış. Küçük oğlan da onu takip etmiş. Sonrası büyük bir boşluk… Evin yaşam kaynağı, umudu yok artık. Büyük kayıpların ardından yaşananlar sırayla; şok, isyan, kendini suçlama, kardeş payı büyük yas ve kabulleniş şeklinde özetlenebilirse eğer, Becca ve Howie bütün bu aşamalardan türlü yaralar alarak geçiyorlar. Hiçbirini tam olarak atlatamamışlar. İçlerindeki derin boşluğu, hüznü kapatamamışlar. Artık bir kazazede gibiler. Hayatta kalmak için tutunacak yeni bir ‘şey’ bulmak zorundadırlar. Becca erkek kardeşini aşırı dozdan kaybetmiş annesine “Geçiyor mu bu acı hiç?” diye soruyor. Annesi Nat “Hayır. 11 yıl oldu. Değişti, ama geçmedi” diyor. Becca ve annesi sürekli didişiyorlar. Becca’nın kızkardeşi hamile, aileye yeni bir bebek gelecek. Ama Becca bu hamilelikten mutlu olamıyor bir türlü. Nasıl olsun ki?
Çocuğu olmayanların pek kolay anlayamayacakları bir şeydir belki; başka bir çocuğun giden çocuğun yerini alması mümkün değildir. Çünkü yeni doğacak çocuk da çok sevilecektir ama ‘başka bir çocuk’tur en nihayetinde… Becca da, Howie de bunun farkında. Evlat acısı yaşayan başka çiftlerin oluşturduğu bir terapi grubundan da bekledikleri yardımı alamıyorlardır. Çünkü özellikle Becca oradaki çiftlerin verdikleri görüntüden hiç hoşlanmıyordur. Onların tutunma çabalarına uzak kalıyor ve bunu kendisi bulmak istiyordur. Çünkü içindeki ‘isyan’ı henüz tam olarak bastırabilmiş değildir. Oğlunun geride kalan eşyalarını gözden ve de evden uzaklaştırırsa daha başedilebilir bir yas seviyesine ineceğini düşünse de Howie buna karşı çıkıyordur. Oğlunun tümden yokoluşu gibidir bu… John Cameron Mitchell’ın bu ‘artık nasıl yaşayacaklarını bilemeyen’ yas içindeki çifti ele alış tarzı çok yumuşak, ama sömürüye mahal vermeyen bir yapıda. Sadece Becca’nın aradığı çıkışı oğlunun ölümüne sebep olan kişide bulması gerçek hayattan biraz kopuk gibi. Mitchell’ın bu ‘çıkış’ı olabildiğince doğal hale getirmeye çabaladığı çok açık. Hatta bir yere kadar bunu başarıyor da. Ama bu Kardeş payı 6. Bölüm  ‘çözüm’ün ancak filmlerde, tiyatro oyunlarında (nitekim filmin ana metni bir tiyatro eseri) ve edebiyatta rastlanacak bir detay olarak algılanmasına engel olamıyor yine de. Böyle olunca, Nicole Kidman’ın abartısız, incelikli ve hassas performansına rağmen filmin bir noktasından sonra Howie’nin yasını daha gerçekçi bulmaya başlıyorsunuz. Özellikle de Howie’nin başka bir yaslı anneyle (Sandra Oh) ve kazaya sebep olan köpekle yaşadıkları, Becca’nın yaşadıklarından daha ‘gerçek’. Kardeş payı 6. Bölüm Kidman’ın Oscar adaylığının gölgesinde kalmasına rağmen Aaron Eckhart’ın oldukça samimi ve duygusal performansı da en az Kidman’ınki kadar iyi.

Ayrton Senna Kimdir?

Ünlü Fransız F1 pilotu Ayrton Senna Google tarafından unutulmadı ve anasayfasında doodle oldu.

Gençlik yılları

Varlıklı bir toprak sahibinin oğlu olarak Brezilya’nın Sao Paulo kentinde doğan Senna, babasının desteğiyle daha dört yaşındayken kart aracı sürmeye başlamış, ilk kart yarışına da 13 yaşındayken katılmıştır. Yarışlara olan isteğinin en büyük nedeni o yıllarda ünlenen ve Brezilya’ya ilk Formula Bir Dünya Birinciliğini 1972′de kazandıran başka bir Sao Paulo’lu, Emerson Fittipaldi’dir. Babasının Senna’nın yarışına en büyük katkısı, 10 yıl kadar önce Emerson Fittipaldi’ye kart birincilikleri kazandırmış olan motor bakımcısı İspanyol asıllı Tche’yi oğlunun kart motorları için tutmasıdır.
Ayrton Senna, ilk kart yarışına Sao Paulo Interlagos’da 1 Temmuz 1973′de girmiş ve kazanmıştır. Bu başarıdan sonra tüm okul çıkışlarında Tche’nin işyerine koşan Senna, burada ileride döneminin en teknik sürücüsü olmasını sağlayacak temel bilgileri edinmiştir. İlk katıldığı yarışı kazanmasından yalnızca iki hafta sonra Sao Paulo kış yarışlarında yıldızlar sınıfında birinci olan Senna, yaz döneminde de “Yıldızlar Birinciliği”ni tümüyle kazanmıştır.
Senna, daha bu yaşlarda, ne kadar yetenekli olursa olsun yarışlarda başarının arabanın niteliği ile sınırlı olduğunu ve nitelikli arabayı elde etmenin de kendini doğru yerde, doğru zamanda, doğru kişilerin desteği ile ve doğru bir biçimde sunmaktan geçerek kalabalık içerisinden sıyrılmak olduğunu anlamıştır.
Bir sonraki yıl Brezilya kart birinciliğini, sonra da 1976′da Sao Paulo Büyükler Birinciliğini ve yeni 100cc’lik kartıyla büyük üç saatlik yarışı kazanan Senna, bu dönemde sonradan ünlü olacak sarı kaskıyla ilk kez yarışmıştır. 17 yaşındayken Güney Amerika Kart Birinciliğini kazanan Senna, daha sonra Dünya Birinciliğinde de birkaç kez ikincilik kazanmıştır.
Güney Amerika Kart Birinciliğinden sonra, 1978′de Güney Amerika dışına ilk gezisini Le Mans’daki Dünya Kart Birinciliğine katılmak için yapmış, bu arada babası ona Avrupa’nın en iyi kart yapımcıları ‘Parilla Kardeşler’den bir deneme sürüşü ayarlamıştır. Senna alışık olmadığı Parma-Pancrazio yarış yolunda Parilla takımının baş sürücüsü ve kendisi de Le Mans yarışına hazırlanan 1973 Dünya Kart Birincisi Tery Fuerton ve öteki yarışçıları geçerek birinci olunca, Parilla takımının ikinci yarışçısı olarak kendisiyle sözleşme yapılmıştır. Le Mans’da sıralama yarışında Senna üçüncü olarak coşku oluşturduysa da, asıl yarışı ancak altıncı bitirebilmiştir. Üç hafta sonra yine Parilla takımıyla yarıştığı Japonya’da Sugo’da dördüncü olmuştur.
Avrupa’da San Marino Kart Büyük Ödül’ünü kazanmadan önce 1978′de Güney Amerika kart birinciliğinde ve sonrasında da Portekiz’deki Dünya Birinciliğinde ikincilikleri vardır. 1980 ile 1981′de Brezilya birinciliklerini kazansa da, dünya birinciliğini hiç kazanamamıştır. 1980′de yine Dünya Birinciliğinde ikinci olmuş, sonraki yıllarda motor aksaklıkları nedeniyle dördüncü ve ondördüncüluk ile yetinmek zorunda kalmıştır.
19 yaşında çocukluk arkadaşı Lilian Vasconcelos Souza ile evlenen Senna, babasının isteği ile başladığı ve bitirdikten sonra aile kuruluşunu yönetmesi yönünde bir adım olan işletme eğitimini yarıda bırakarak “araba yarışçısı” olmaya ve İngiltere’nin yolunu tutmaya karar vermiştir. Kasım 1980′de İngiltere’ye gelen Ayrton artık ne yapmak isteğinden emindir. O yarışmak için doğmuştur. Hemen kendisine bir sponsor arayışına girişir. Bir arkadaşının yardımıyla, Van Diemen Formula Ford 1600 arabasındaki deneme sürüşü kötü gittiyse de, yeteneğini anlayan Van Diemen yöneticisi onu takıma almıştır. Artık Formula 3000′dedir. F1 öncesi son durak olan Formula 3000′de ki başarıları ve birinciliği Frank Williams ın dikkatini çeker. Artık 23 yaşında olan Ayrton, Williams takımı için deneme sürücülüğü önerisini benimseyerek F1 kapılarını aralar. 1984 dönemi içinde bir efsaneye giden ilk yola girer ve Toleman takımıyla F1′a adım atar.
Ayrton Formula 3000 boyunca babasının soyadı olan Da Silva yı kullanmıştı. Brezilya’daki yasalarda doğan her çocuğa hem annenin hem de babanın soyadı verilir (Afrikalı köle erkeklerin Portekizli kadınlarla evlenmeleri sonucu doğan çocukları Portekiz ırkına sokabilmek için kullanılmıştı). Ayrton, bu arada “da Silva” olan çok yaygın soyadının yerine annesinin kızlık soyadı olan “Senna” soyadını kullanmaya başlamıştır.
Üç yıl sonra, 1984 yılında Toleman-Hart F1 takımıyla ilk kez F1 ile tanışan Senna, özellikle yağmurlu bir ortamda yarışılan Monako Büyük Ödül (Grand Prix) yarışı ile izleyenleri yetenekleri konusunda etkilemiştir. 1985′de Lotus takımına katılan Senna, Portekiz’deki Estoril’de ilk Grand Prix yarışını kazanmıştır.

McLaren dönemi

Senna, 1988 yılında Alain Prost’un takım arkadaşı olarak McLaren F1 takımına katıldı. Bu aynı zamanda da, iki ünlü yarışçı arasındaki unutulmaz çekişmeli yarışların başlangıcını oluşturur.
Senna, yarış yolunda acımasızlığı, kararlılığı, ölçülülüğü ve disiplini ile konusunda uzmanlaşmış, daha önce hiç kimsenin başaramadıklarını (65 Formula 1 yarışına birinci sırada başlamak gibi) başarmıştır. Özellikle yağmur altında yapılan yarışlarda hiç kimse eline su dökememiştir. Senna Monako’daki yarışı kimsenin başaramadığı bir biçimde 6 kez kazanmıştır.

AYRTON SENNA REKORTMEN
Ayrton Senna Özellikle yağmurlu havalarda ve pistlerde devamlı birinci oldu.
Bu yüzden Ayrton Senna’ya lakap olarak yağmur adam derlerdi.
Ayrton Senna en zor pist kabul edilen Monaco pistinde tam altı defa birinci olup rekor kırdı.
1 Mayıs 1994 yılında Bologna’da öldü.

Ölümü

Williams takımı 1993 sezonunda araçlarına elektronik bir yenilik eklemişlerdi. Aracın süspansiyonu virajlarda daha iyi denge sağlamak ve savrulmayı önlemek için elektronik bir destek alıyordu. Sürücüye sadece gaza basıp finish çizgisini geçmek kalmıştı. 1993 sezonunda Williams için başarılı geçmiş ve o sezonu takımlar şampiyonu ve Williams Pilotu Alain Prost ise pilotlar kategorisinde şampiyon oldu. Prost, Senna’nın pilotluk yaşamını konu alan Senna[1] adlı belgeselde, şampiyon olmasına 2 ay kala Renault’nun kendisiyle konuştuğunu ve gelecek sezon için Senna’nın Williams takımında çalışacağı üzerine bir toplantı yaptığını açıklar. Prost’un 3 yıllık sözleşmesinde kendince belirlenen tek bir madde vardır o da Mclaren takımından eski takım arkadaşı olan Senna ile aynı takımda olmak istemediğidir. Prost bu röportajında “Senna’nın takıma dahil olması halinde 3 yıllık kontratımı ödersiniz ben de emekli olurum” cümlesi için 2 ay beklediğini, şampiyon olmadığı takdirde böyle bir karar almayacağını açıklar. Nitekim Frost, bu şampiyonlukla beraber dördüncü şampiyonluğunu alır ve aynı yıl Formula 1’e veda ederken yerini Ayrton Senna’ya bırakır. Ayrton Senna için Williams takımı; yeni, güzel günlerin ya da bir sonun başlangıcıydı.
1994 sezonu başlangıcında FIA zengin takımlarla diğer takımların arasındaki haksızlığı önlemek için “hiçbir araçta sürüşü etkileyecek elektronik aksamın bulunamayacağı” yönünde karar aldı. Bu yüzden Williams Takımı’da aracında bulunan denge kontrol sistemini aracından çıkarmak zorundaydı. Bu Williams için kötü bir haberdi. Çünkü bu sistem onların 1993 sezonunda şampiyon olabilmelerini sağlayan sistemdi.
Ayrton Senna yeni takımı Williams ile test sürüşlerine başlamıştı. Ancak aracının yolu iyi kavrayamadığını, önceleri aracının ön kısmından başlayan sonraları ise aracın arkasına doğru ilerleyen bir titreşim dalgasının direksiyonu döndürmesini etkilediğini, direksiyonu döndürmesine veya döndürmek istemesine rağmen aracın düz bir şekilde yol almaya devam ettiğini teknik servisteki ve takımdaki yetkililere iletmişti. Bu kötü sonuçlar doğurabilirdi.
30 Nisan 1994 tarihinde Ayrton Senna Williams Takımı ile gerçekleştirdiği üçüncü yarışının sıralama turları için piste çıkacaktı. Roland Ratzenberger’de sıralama turuna çıkacaktı. Senna 1:21.548 ile ilk turunu tamamlamış padoka dönmüştü. Ancak geldiğinde televizyonda gördüğü manzara onu derinden yaralamıştı. Roland Ratzenberger Villeneuve virajını alamadı; neredeyse dik açıyla karşı bölümdeki beton bariyere çarptı. Aracın sürücü bölümü zarar görmemiş olsa da, çarpmanın etkisi bazal kafatası kırığına neden oldu ve Ratzenberger ağır bir şekilde yaralandı. Doktorlar Ratzenberger’e müdahale ederken sıralama turları durduruldu. Yaklaşık 25 dakika sonra mücadele yeniden başladı ancak Williams ve Benetton’un da içinde olduğu takımlar sıralamalara devam etmedi. Olayların ardından hastaneden yapılan açıklamada Ratzenberger’in kazadaki yaralanmalara bağlı olarak hayatını kaybettiği duyuruldu. 1 Mayıs 1994 tarihinde Ayrton Senna attığı tek tur ile Pole Position’dan yarışa başlamıştı. Ancak yarışın başlamasıyla birlikte motoru çalışmayan Benetton sürücüsü J.J. Lehto pist üzerinde kaldı. Arka bölümden kalkan Pedro Lamy, görüş açışı diğer araçlar tarafından kapatılınca, Lehto’nun Benetton’unu göremeyerek arkadan çarptı. Çarpışmanın etkisiyle aracın lastikleri ve gövdeden parçalar koptu. Kazanın ardından güvenlik aracı piste girdi ve 5 tur boyunca pistte kaldı. Yarışın 7. turuna gelindiğinde Ayrton Senna 306 Km/sa hızla Tamburello virajına yaklaştı. Ancak daha önce söylediği gibi direksiyonu döndüremedi ve o hızla pistten çıktı. Yaptığı son bir hamle ile hızını 218Km/sa’ye kadar düşürmeyi başarmıştı. Ancak bu kötü sonu değiştiremedi. Kazanın hemen ardından Senna’nın hareketsiz ve bir yana kaymış görüntüsü, ciddi bir yaralanma olduğunu haber veriyordu. Pist görevlilerinin acil müdahale denemeleri, helikopter görüntüleriyle tüm dünyaya yayınlanmaktaydı. Yakın çekimlerde, tedavi bölgesinde kan izleri görülmekteydi. Senna’nın kafasındaki gözle görülür yaralanma, sağlık ekibinde ciddi bir beyin travması şüphesi doğurdu. Kazadan 1 dakika 9 saniye sonra yarış tamamen durmuştu.
Kazadan yaklaşık 10 dakika sonra, Larrousse takımı bir hata sonucu, pilotlarından Érik Comas’a piste geri dönme onayı verdi. Halbuki yarış halen kırmızı bayraklarla durdurulmuş durumdaydı. Eurosport yorumcusu John Watson bu olayı “hayatımda gördüğüm en saçma yanlışlık” şeklinde yorumladı. Pistteki görevliler Comas’ın yoluna devam ederek, kaza bölgesindeki çalışmalara karşı bir tehdit oluşturmasını engellemek için büyük çaba sarf etti.
Dönemin Formula 1 güvenlik, medikal delegesi ve pistteki sağlık ekibinin başı olan, dünyaca ünlü beyin cerrahı profesör Sydney Watkins, Ayrton Senna’ya olay yerinde traketomi uyguladı. Watkins kaskını çıkardığında pilotun kafasının kötü durumu ve burnundan kan akışı olması endişeleri artırmıştı.
Watkins o anları şöyle anlatmıştı: “Çok kötü görünüyordu. Göz kapaklarını kaldırdığımda, beyninde çok ciddi bir hasar olduğu ortadaydı. Kokpitten çıkarıp yere yatırdık. Bir an iç çeker gibi oldu; tam bir agnostik olsam da, o an ruhunun ayrıldığını hissettim.” Brezilyalı pilotun üstünde, hastanedeki hemşireler tarafından, küçük bir Avusturya bayrağı bulunduğu söylenmişti. Gazeteciler bu durumu, Brezilyalı pilotun zafer turunda bu bayrağı sallamayı ve 42. Grand Prix galibiyeti Roland Ratzenberger’in anısına adamayı düşündüğü şeklinde yorumladı.
Senna için 5 Mayıs 1994′te Brezilya’nın São Paulo kentinde devlet töreni düzenlendi. Yaklaşık 500.000 kişi caddelerde tabutun geçişini takip etti. Senna’nın rakiplerinden Alain Prost, tabutunu taşıyanlar arasındaydı. Formula 1 çevrelerinin büyük bölümü cenazeye katılırken, Formula 1′in yönetim teşkilatı FIA’nın başkanı Max Mosley ise 7 Mayıs 1994′te Avusturya’nın Salzburg kentinde Ratzenberger için yapılan törene katıldı. 10 yıl sonraki bir basın toplantısında Mosley; “Ben onun törenine gittim çünkü herkes Senna’nın cenazesine katıldı. Oraya da birilerinin gitmesinin önemli olduğunu düşündüm.” diye açıklamıştı. 2000 İtalya Grand Prix’te 2001 Avustralya Grand Prix’te çeşitli kazalar sonucu iki pist görevlisi hayatını kaybetmişse de, Senna halen bir Formula 1 kazasında ölen son pilottur.

Formula 1 kariyeri

Yıl Takım(lar) Puan Durumu Pilotlar Puan Sıralaması Pol Pozisyonu
1984 Toleman (Toleman Group Motorsport) 13 9 0
1985 Lotus (John Player Special Team Lotus) 38 4 7
1986 Lotus (John Player Special Team Lotus) 55 4 8
1987 Lotus (Camel Team Lotus Honda) 57 3 1
1988 McLaren (Honda Marlboro McLaren) 90 Şampiyon 13
1989 McLaren (Honda Marlboro McLaren) 60 2 13
1990 McLaren (Honda Marlboro McLaren) 78 Şampiyon 10
1991 McLaren (Honda Marlboro McLaren) 101 Şampiyon 8
1992 McLaren (Honda Marlboro McLaren) 50 4 1
1993 McLaren (Marlboro McLaren) 73 2 1
1994 Williams (Rothmans Williams Renault) 0 - 3

Google unutmamış 54. doğum gününü Doodle yapmış bulunmaktadır. Kaynak: Wiki

Kardeş payı 5. bölüm fragmanı izle

Kardeş payı Bunu sinema sanatına malzeme yapan kimi filmleri de dağarcığımıza kattık, iyisiyle kötüsüyle. Ama genç Sırp yönetmen Vladimir Perisic’in bol ödüllü ilk filmi “Sıradan İnsanlar”, gördüğümüz onca şeyi arka plana atan ‘yalın gerçekçi’ yapısıyla bizleri dumura uğrattı bir kez daha. Bu konuda her şey yapılmıştır diye düşünürken karşımıza çıkan bu ‘küçük’ çalışma, ‘büyük cümleler’ kurmaktan özenle kaçınarak ‘büyük’ olmayı başarıyor. Beyazperdede önümüzden geçen 80 dakikalık görüntüleri 80 yıl düşünmeye itiyor bizi de. “Kardeş payı izle” bölümleri sizlere tek tek yayınlamak için çabalayan dizi ekibi ile birlikteyiz.

Bir grup asker (bir tim), sabahın köründe bir ‘görev’ için yola çıkıyorlar. Gittikleri ‘ıssız’ yerde bir süre bekliyorlar, ne olacağını bilmeden. Sadece başlarındaki subayın bilgisi var görev hakkında. Bir araç yaklaşıyor bulundukları yere, içinden ‘sıradan insanlar’ çıkıyor. Bu noktada askerlerin bir ‘idam mangası’ oluşturduklarını öğreniyoruz. Gelen insanları sıraya dizip kurşunluyorlar. Sonra yeni bir bekleme süreci. Sonra bir başka grup, bir başka idam… Ve gün boyunca devam ediyor bu ‘görev’. Sonrasında geldikleri gibi birliklerine geri dönüyor askerler… Kardeş payı 5. bölüm fragman izle
“Sıradan İnsanlar”, derdini net bir şekilde anlatmayı tercih ediyor, dolandırmadan, gereksiz ayrıntılara girmeden. Gücünü de bundan alıyor, ‘dürüst’ davranmasının getirdiği ödülle taçlanıyor. Sıfır müzik kullanımıyla bu tavrını kuvvetlendiren yapım, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi bu bölgede de ‘sıradanlaşan katliam’ın resmini gösteriyor seyirciye. ‘Yargısız infaz’ olduğu apaçık olan eylemin ‘duygudan yoksun’ yalınlığını tüm çarpıcılığıyla önümüze getiriyor. “Kardeş payı Son bölüm izlesizlere kardeş payı dizisi yeni bölümlerini sunuyor.
Hikayede ‘vicdan’ı temsil eden (ya da etmeye çalışan) yalnızca bir karakter var. Askerlerden biri, ilk infazda ‘yapamayacağını’ söylüyor ama giderek içinde bulunduğu ‘toplu isteri’den nasibini alıyor ve diğerlerinden daha ‘profesyonel’ oluyor ‘iş’inde. ‘Düşünme’ yetileri tamamen körelmiş (köreltilmiş) askerler, ‘düşman’ kavramıyla yıkanan beyinlerinden sızan ‘nefret’i yansıtıyorlar bir bakıma. Karşılarındaki ‘sıradan insanlar’ın suçlu olup olmadıkları, yargılanıp yargılanmadıkları ve de en önemlisi bundan sonra nefes alıp vermeyecekleri ilgilendirmiyor onları. Bütün savaşların, katliamların, infazların, cinayetlerin ardında yatan ‘duygusuzluk’ kavramı teslim alıyor onların ruhlarını.
İşini iyi bilen subay da askerlerin ruh hallerini şansa bırakmıyor. Herhangi bir ‘risk’e karşılık alkole boğuyor onları, beyinlerini iyice uyuşturuyor, derinlere gizlenmiş ‘vicdan’larının açığa çıkmasını önlüyor böylece. Aslında askerlerin görüntüsü, bir tür ‘savaş oyunu’ içinde olduklarını hissettirmiyor bizlere. Verilen ‘görev’i bir an önce bitirip gitmekten başka düşünceleri yok gibi, varoluşlarının en ‘ilkel’ haliyle tamamlıyorlar resmi. Düşmanı ‘öteki’ olanla tarif eden ilkel çağ insanının (ki bugün de bu türden ilkelliklerle boğuşuyoruz) düşünce yapısının hükmü sürüyor bu infaz mangasında.
Vladimir Perisic, belki sonraki filmleriyle Avrupa sinemasının tozunu attıracak bir yönetmen olamayacak, ama ilk filmiyle her daim hatırlanacak bir isim olacak. Yönetmenliğiyle ‘olağanüstü’ bir iş çıkarmış olmasa da yıllanmış bir ‘lanet’i yüzümüze defalarca çarpan filmiyle travmatik bir etki yarattığı (yaratmaya devam edeceği) kuşkusuz. Çeşitli kılıflar uydurarak ‘etnik temizlik’ kavramını gündeminden hiç düşürmeyen insanoğlunu da lanetliyor bu çalışmasıyla, gizlenen ‘öldürme sevdası’nın ipuçlarını takip ederek boğuyor bizleri Perisic. “Kardeş payı izle” star tv de.
Ve başta da söylediğimiz gibi, olanca yalınlığıyla gittikçe güçleniyor “Sıradan İnsanlar”. Tüm bu yalınlığının altındaki ‘yargı’yı ise seyirciye bırakıyor, onlara gösterdiği ‘tepkisizlik’e ‘tepkisiz’ kalamayacaklarını hissettiriyor.

Kardeş Payı replikleri

Bernardo bertoluccı’nin zamanında çok tartışılan“ay”ı (la Luna) ile çok tepki toplayan Lars von Trier filmi “Deccal” (Anti Christ) arasında pek çok ‘doğal’ benzerlik mevcut. Kardeş payı dizisi çok önemli Fazla uzatmadan, iki filmin de ‘üçgenin eksilmiş köşesi’ne dair hikâyeler anlattığını, “Deccal”in bir çocuğun, “Ay”ın ise bir baba ve kocanın ölümünden sonra geride kalanların ruh hallerine ve cinsel psikolojilerine odaklandığını belirteyim. İki filmin açılış sekanslarında da yakın akrabalıktan söz edilebilir. 1979’da “Sight and Sound”da yayımlanan röportajında söylediklerine bakılırsa, Bernardo Bertolucci kendi annesine ve aya ilişkin ilk hatırladıklarını anlatarak giriyor filme. Filmin genç kahramanı Joe’ya göre de ayın ve annesi Caterina’nın, görünen ve görünmeyen olmak üzere iki yüzleri vardır. Aynı şey, ünlü bir soprano olan Caterina için de oğlu açısından geçerlidir. Joe’nun da iki yüzü vardır ve genç kadın bir gün oğlu hakkında hiçbir şey bilmediğini fark eder. Kardeş payı Son bölüm izleyiciyi çok şaşırtmış görünüyor.
Babanın ani ölümü üzerine New York’tan ayrılıp Roma’ya yerleşen anne-oğul, birbirlerinin yüreklerinde keşfedilmemiş alanlar bulacaklardır… Anne-oğul ilişkisinin uç sınırlarında gezinerek herkes için farklı biçimlerde yaşanan ebedi Oedipus Kompleksi’nin kıvrımlarına dalan “Ay”, bir annenin oğlunu ‘kurtarması’ üzerine bir film ama Bertolucci filmlerinde genellikle karşılaştığımız romantik ve bedensel zevkleri çağrıştıran yanları da bol. Hollywood finansmanıyla çekilen dizini son bölümün de kardeş payı icatlarıyla ve bizzat yönetmeni tarafından Godard’ın “Serseri Aşıklar”ına benzetilip ‘Mielodrama’ olarak nitelenen (Miele: İtalyancada ‘Bal’) film, eleştirmenlerce pek beğenilmemiş, gişede de yatmış ama Venedik’te en iyi film ödülüne değer bulunmuştu. Filmin anahtar cümlesi: “Eğer Joe büyümeseydi, ben bu kadar yaşlanmazdım.”

Kardeş payı 4. Bölüm Full izle

Sevgisizliğin insanları birer ‘paçavra’ gibi bir yerlere savurup attığı, ‘iletişimsizlik’ denen o ‘temel günah’la baş başa bıraktığı, ‘yalnızlık’la cezalandırdığı günümüz toplumlarının ‘ağlanası’ ruh halinin bir yansıması gibi “Kardeş Payı”.
İki genç yönetmenin yazıp yönettiği bu çalışma, ‘ölüm’ün tetiklediği bir iletişim arayışının peşine takılıyor. Anneleri ölen iki kardeşin babalarına doğru yaptıkları yolculuğu ve üçlünün buluşmalarıyla yaşanan ‘hesaplaşma’ sürecini yansıtıyor film. Bu hikayeyi ikiye ayırmak gerekirse, ki yönetmen ikili de böyle yapmış gibi, annenin ölüm kararından defnine kadar olan aşamalar birinci bölümde, iki kardeş ve babanın buluşması da ikinci bölümde anlatılıyor. Kardeş payı dizisi full izlemek için sitemizi ziyaret etmeniz yeterlidir.
Annenin uzunca bir zamana yayılan ‘ölüme gidiş’ anları, bizlere ölümün soğukluğunu gösterirken bir yandan da ‘kararlı’ olmanın anlam ve önemine dair ipuçları veriyor. Giderken bıraktığı mektupsa filmin ruhundaki ‘sevgisizlik’ meselesini açığa çıkaran unsurların başını çekiyor. Ailesi için bir ‘yük’ olarak yaşamanın ağırlığını kaldıramayan bir annenin ‘sessiz çığlık’ına dönüşüyor bu mektup. Ve son ana kadar da içeriğini bölük pörçük öğrenebiliyoruz, ipuçlarıyla bütünü kavramaya çalışıyoruz. Kardeş payı 4. bölüm izlemek için lütfen linke tıklayınız.
İki kardeşin buluşup annelerini olanca ‘ıssızlık’la defnetmeleriyse ‘orada’ olmayı hiçbir zaman istemeyecegimiz bir yalınlıkla resmediliyor. Kardeşler arasındaki kopukluğun boyutlarını kavrıyoruz bu anlarda, onların birbirlerini anlamak için o güne kadar hiçbir çaba harcamadıklarını hissediyoruz. Aralarındaki ‘mesafe’, atmosferik soğuklukla da birleşince ‘çözümsüz’ bir meselenin ortasına atıyor hikayeyi. Bu meselenin daha da derinleşeceğini, Dolunay Soysert ve Sinan Tuzcu’nun bedenlerinde hayat bulan iki kardeşin yüzlerinde yakalayabiliyoruz. Ahmet Kural (Metin ) Eda ya açılabilecek mi?
Ama her şeyin bir anlama kavuştuğu anlar, iki kardeşin babalarını ziyaretleriyle karşımıza geliyor. Erol Günaydın’ın yönetmen ikili tarafından dizginlenemeyen ‘serbest vezin’ oyunculuğu, bu noktada filmin ritmini büyük oranda zedelese de, Kurtuluş ve Saraçoğlu’nun ne yapmak istediklerini anlayabiliyoruz bu anlarda. Birbirlerinden kopuk bir hayat yaşamayı seçmiş dört kişilik bir ailenin özelinde insanoğlunun ‘iletişimsizlik’le sınavına yöneltiyorlar kameralarını. Bir tür ‘günah çıkarma’ seansına dönüşen bu buluşma, karakterlerin ‘bahaneler’ aracılığıyla kendilerini aklama çabalarını getiriyor karşımıza. Her bir karakter, ‘anne’ motifinin onlar için taşıdığı anlamı (ya da anlamsızlığı) dillendiriyor, ‘badem gözlü’ olan ‘kör’ün ardından ‘ikiyüzlü’ bir ‘temizlenme’ sürecine giriyor. Bu süreç, argümanlarını çatıştırıyor, birbirlerine hissettiklerinin ‘yalan’ olduğunu belgeliyor.
Hakkı Kurtuluş ve Melik Saraçoğlu, ilk filmleri “Orada”yla, bir boka benzemeyen insanoğlunun ‘seçimler’inin yarattığı kaygan zeminde slalom yapmaya çalışıyorlar. İnsanın hem kendine hem de en yakınındakilere karşı hissettiği ‘hastalıklı’ duyguların altını çiziyor, ‘sevgi’nin göreceliliğine vurgu yapıyor, ‘nefret’in yarattığı ‘güç’ün üzerine yürüyor, ikiyüzlülüğün hep ‘belirleyici’ olacağını söylüyor, uzun süre ‘pislik’le yaşadıktan sonra ondan ‘arınma’nın mümkün olamayacağını işaret ediyor ve ‘bura’dan ‘ora’ya gidişlerin zorunlu kıldığı kimi duyguların ‘samimiyetsizlik’ini ameliyat masasına yatırıyorlar. Sinema dili olaraksa Semih Kaplanoğlu’na yakın duruyorlar ve onun Rus öncüllerine. Uzun planlarla onun ardına gizlenmiş olan ‘anlam’ı kavramaya itiyorlar izleyiciyi, büyük oranda da başarıyorlar bunu. Nefes almadan koşturmak yerine, nefeslenecek zaman bırakıyorlar bizlere; her sahne üzerine düşünüp karar verecek mühleti tanıyorlar. Ve sonuç olarak, Erol Günaydın engeline çarpmamış olsalar daha iyi bir bütüne ulaşabileceklerinin sinyalini veriyorlar. ‘Bura’dan ‘ora’ya giderken hangi yolu takip edeceklerini merak ettiriyorlar doğrusu! Feyza aradığı aşkı pompacı da bulabilecek mi?

Kardeş payı 4. bölüm izle

Okumayıp tesisatçı olmuş iki tesisatçı kardeşin başından geçen komik olaylar dizisi olarak karşımıza çıkıyor Kardeş Payı. Murat Cemcir ve Ahmet Kural ikilisinin yanında bu defa Seda Bakan’ı görüyoruz. Seda Bakan güzelliği ve oyunculuğuyla dizinin sevilen yüzleri arasında… Ahmet Kural ve Murat Cemcir’e ise zaten bir şey söylemeye gerek yok. Daha önce Sadi Celil Cengiz ile birlikte başrolünü paylaştıkları İşler Güçler’de neler yapabileceklerini gösterdiler. Kardeş Payı’nda da aynı başarıyı beklememek yanlış olurdu zaten.

İlk bölümde tanıtılan bütün karakterleri benimsemeye çalışan ve bunu oldukça güzel bir şekilde başaran oyuncu kadrosunu da tebrik etmek gerekiyor. Ahmet Kural ve Murat Cemcir ikilisinin İşler Güçler’de de birlikte rol aldığı birçok isimle yeniden çalışıyor olması ise bir avantaj. Zira iki komedyenin de daha önce bu isimlerle çalışmış olması demek, yeniden aynı komedi seviyesine çıkılıp kahkaha tufanının kopacağının sinyallerini daha ilk bölüm yayınlanmadan veriyordu. Nitekim öyle de oldu.

Ahmet Kural ve Murat Cemcir ikilisinin yanı sıra güzel oyuncu Seda Bakan’ı ve diğer tüm usta oyuncuları tebrik ediyoruz.

kardeş payı 4. bölüm izle

Kardeş payı 3. bölüm izle

Başrollerini Ahmet Kural ve Murat Cemcir’in paylaştığı Kardeş Payı Star TV’de ekranlara geliyor. Dizinin hikayesi Metin ve Ali’nin icatı üzerine kurulmuştur. Kardeş payı izleyicileri ile buluşmak için gün sayıyor. Dizideki karakterlerden bahsetmek gerekirse Ali, Metin, Feyza, Tahsin, Hamiyet, Hilmi, Eda, Şükriye… Tahsin: Hamiyet’in eşidir. Ali, Metin ve Feyza’nın babasıdır. Emekli mühendistir. Kendisini 60′ından sonra spora vermiştir. Koyu Beşiktaş taraftarıdır. Hamiyet: Tahsin’in eşidir. Ali, Metin ve Feyza’nın annesidir. Sürekli eşinin peşinden gitmektedir. Eşinin kendisini aldattığını düşünmektedir. Çocuklarının güzel bir hayat geçirmesi için çabalamaktadır. Ali: Üç kardeşin en büyüğüdür. Kardeş payı 3. bölüm çekimleri bitmektedir. Lise’yi bitirdikten sonra örgün üniversiteyi kazanamamıştır. Açıköğretim fakültesine kayıt yaptırmıştır. Ancak burayıda bitirememiştir. Kardeşi Metin ile tesisatçılık yapmaktadır. Hayat gayeleri ise kardeşiyle birlikte projelerini hayata geçirmek. Metin: Üç kardeşin ortancasıdır. Abisi Ali ile aynı yerde çalışmaktadırlar. Abisi gibi üniversiteyi bitirememiştir. Feyza: Üç kardeşin en küçüğüdür. Bir petrol istasyonunda yöneticilik yapmaktadır. Çılgın bir kızdır. Her ne kadar abilerine destek vermese de abilerini çok sevmektedir. Hilmi: Mahallenin zengin taksicisidir. Çok cimridir. Ali ve Metin’den 17 binlik alacağını tahsil etmeye çalışmaktadır. kardeş payı 3. fragman sizlere sunulmaktadır.